Tüm hikâyeler

Herkes İçin Yazılım

Hikâye 0

Bu sayfaların arkasında kim var?

Öğretmen lisesinden fabrikaya, fabrikadan yazılıma. Yedi sayfada.

Merhaba, ben Oğuz. Bu sefer konu benim.

Küçük Oğuz elinde büyüteçle merakla koşuyor
Kaydır, sayfa çevrilsin
Genç Oğuz tebeşirle yeşil tahtaya üçgen ve dalga çiziyor

Bir şeyi anlayınca anlatmadan duramazdım.

Liseyi öğretmen lisesinde okudum. Bir konuyu anladığım an aklım tek bir şeye giderdi: Bunu kime anlatsam?

Bir gün matematik öğretmenim bana şöyle dedi: “Senden daha fazla ders dinlemek istiyorum.” O cümle hâlâ aklımda.

Sonra mühendis oldum. Fabrikada.

İTÜ’de imalat mühendisliği okudum. Mezun olunca iki fabrikada mühendislik yaptım.

Bir parça kaç saniyede çıkıyor? Hat nerede tıkanıyor? İşim bunları ölçmekti. Önce ölç, sonra düzelt.

Bu bakış fabrikada kalmadı. Evdeki bütçe takibime bile fabrikadan bir ad taşıdım: kaizen, yani azar azar iyileştirmek.

Sarı baretli, turuncu yelekli Oğuz fabrikada kronometreyle süre ölçüyor. Arkada dişliler, önde yürüyen bant.
Masa lambasının ışığında dizüstü bilgisayarda kod yazan Oğuz. Pencerede ay var.

2020’de kendi kendime kod yazmayı öğrendim.

Bir dizüstü bilgisayar, bir kurs, bol deneme. Önce web sayfalarının nasıl yapıldığını öğrendim: HTML, CSS, JavaScript. Sonra biraz Python.

2021’de ilk yazılım işime başladım. Fabrikadan ekrana geçmiştim.

Kodu kimse doğuştan bilmiyor. Ben de bilmiyordum.

İş, bilgisayarın olduğu yerde.

Yazılımın güzel bir yanı var. Ekibin başka bir şehirde olsa da birlikte çalışabiliyorsun.

Ben de bir süre Mardin’den uzaktan çalıştım. Taş evlerin arasında, ekranda kod.

Mardin’in bal rengi taş evleri önünde, taş duvarın üstündeki bilgisayarla çalışan Oğuz
İzmir’de deniz kıyısında el sallayan Oğuz. Arkada saat kulesi ve bir palmiye.

Sonra İzmir. Bir de ekranın ön yüzü.

Sonra İzmir’e taşındım. Hâlâ buradayım.

Bir uygulamayı açtığında gördüğün her şeyi biri yapıyor: düğmeleri, formları, sayfaları. Bu işin adı frontend. Farklı firmalarda bu işi yaptım, keyifle yaptım. Hâlâ da yapıyorum.

El emeğine çok değer veriyorum.

Klasik, akustik, elektro; gitarın her türlüsünü denedim ve çalmaya doyamıyorum. Arada akordeon, bazen org çalıyorum. Kara kalemle ya da bir pilot kalemle bir şeyler karalamayı seviyorum. Bu aralar kitap ciltlemeyi öğreniyorum, bileklik yapıyorum.

Bence insanın içinde bir üretme hevesi var. Bir şarkıda da, bir çizimde de, bir ciltte de aynı sevinç: Aklındaki şey bir gün elinde duruyor. Bu sayfalar da o hevesten çıktı.

Oğuz klasik gitar çalıyor. Duvarda karakalem çizimler, rafta ciltli defterler var.

Peki neden öğretiyorum?

Öğretmen lisesinde başlayan ip hiç kopmadı. Ortaokul öğrencilerine matematik çalıştırdım. İş yerinde yeni gelen stajyerlere yol gösterdim.

Ama ders anlatmak istemiyorum. Bir oda kurmak istiyorum. İçine giren herkes soru sorabilsin, “bilmiyorum” diyebilsin.

Bu site o oda. Yedi yaşında da gelsen yetmiş yaşında da kapı açık.

Beraber öğrenelim.

Hikâyelere git Bize katıl

Oğuz el sallıyor, öteki elinde bir büyüteç tutuyor